News

Çocuklar İçin Sosyal Medya Yasakları Küresel Gündemde

Birçok ülke, çocukların ve gençlerin sosyal medya erişimini kısıtlamak için yasa tasarıları hazırlıyor veya yürürlüğe koyuyor.

15 Haziran 2026 · WBH Editör

Son aylarda dünya genelinde birçok ülke, çocukların ve gençlerin sosyal medya kullanımına kısıtlamalar getirme planlarını duyurdu. Bu öncü adımlardan biri Avustralya'dan geldi; ülke, geçen yılın sonunda 16 yaş altı çocuklar için sosyal medya kullanımını yasaklayarak diğer ülkelere örnek teşkil etti. Birleşik Krallık da bu kervana katılan son ülke oldu ve Başbakan Keir Starmer, 15 Haziran'da 16 yaş altı çocuklara yönelik sosyal medya yasağını açıkladı.

Hükümetlerin bu tür düzenlemeleri hayata geçirmesindeki temel amaç, siber zorbalık, bağımlılık, ruh sağlığı sorunları ve kötü niyetli kişilerle karşılaşma gibi genç kullanıcıların sosyal medyada maruz kalabileceği baskı ve riskleri azaltmak. Ancak, bu tür yasakların mahremiyet ihlalleri, yaş doğrulama süreçlerinin karmaşıklığı ve aşırı devlet müdahalesi gibi konularda endişeleri de beraberinde getirdiği bir gerçek. Amnesty Tech gibi eleştirel sesler, bu yasakların etkisiz olabileceğini ve genç nesillerin dijital gerçekliğini göz ardı ettiğini belirtiyor. Buna rağmen, Avusturya, Kanada, Danimarka, Fransa, Almanya, Yunanistan, Endonezya, Malezya, Polonya, Slovenya, İspanya ve Türkiye gibi pek çok ülke benzer yasal düzenlemeler üzerinde çalışıyor veya bunları yürürlüğe koymak üzere.

Avustralya'nın 16 yaş altı için Facebook, Instagram, TikTok ve X gibi platformlara getirdiği yasak, ihlal eden şirketlere 34,4 milyon dolara varan cezalar öngörüyor. Benzer şekilde, Türkiye'de de 15 yaş altı çocukların sosyal medya erişimini kısıtlayan bir yasa tasarısı meclisten geçti ve Cumhurbaşkanı'nın onayını bekliyor. Birleşik Krallık'taki yasak ise WhatsApp gibi mesajlaşma servislerini kapsamayacak, ancak yapay zeka destekli 'romantik arkadaş' sohbet robotları gibi araçlarda 18 yaş sınırı getirecek. Bu küresel eğilim, teknoloji şirketlerini kullanıcı güvenliği ve yaş doğrulama mekanizmaları konusunda daha fazla sorumluluk almaya iterken, aynı zamanda dijital çağın getirdiği zorluklarla başa çıkma konusunda yeni modellerin arayışını da hızlandırıyor.