News

Dünya Kupası Stadyumları Nasıl Çevre Dostu Oldu?

FIFA'nın 2026 Dünya Kupası için getirdiği çevre sertifikaları, Meksika stadyumlarını büyük dönüşümlere zorladı.

11 Haziran 2026 · WBH Editör

Devasa boyutlarıyla futbol stadyumları, enerji ve su tüketimi konusunda oldukça iddialı yapılar. Tek bir maçta on binlerce insan için saha sulamasından tuvaletlere, aydınlatmadan havalandırmaya kadar tüm sistemler aynı anda devreye giriyor. Bu süreçte elbette büyük miktarda atık, özellikle plastik ve yiyecek çöpü de ortaya çıkıyor. 2026 Dünya Kupası, ilk kez üç farklı ülkede ve 16 farklı stadyumda düzenlenecek olmasıyla dikkat çekerken, FIFA'nın çevre sertifikasyonu zorunluluğu da gündemde.

Bu sertifikalar, su, enerji ve atık yönetimi performansını ölçen LEED standartlarını temel alıyor. Meksika'daki bazı stadyumlar için bu, önemli güncellemeler anlamına geldi. Örneğin, 1966'da açılan Meksika City'deki köklü Estadio Banorte (eski adıyla Azteca), on milyonlarca dolarlık büyük bir dönüşüm geçirmek zorunda kaldı. Diğer yandan, son 15 yılda inşa edilen Monterrey'deki BBVA ve Guadalajara'daki Akron stadyumları, daha modern parametrelerle tasarlandığı için bazı gereksinimleri zaten karşılıyordu.

LEED sertifikasyonlarını yürüten GBCI Meksika'nın iş geliştirme lideri Rebeca Ortiz'e göre, bu sertifikaların amacı, küresel görünürlük platformu olan spor tesislerinin bulundukları topluluklar üzerinde daha olumlu bir etki yaratması. Sertifikasyon süreci, binaların inşası, işletimi ve bakımı da dahil olmak üzere geniş bir alanı kapsıyor. GBCI, enerji ve su tüketiminden hava kalitesine, atık yönetiminden toplu taşıma erişimine ve hatta seyircilerin termal konforuna kadar birçok parametreyi ölçüyor. Stadyumların 2026 Dünya Kupası'nda maçlara ev sahipliği yapabilmesi için en az 'gümüş' seviyesinde LEED sertifikasına sahip olması gerekiyor.

BBVA Stadyumu'nun operasyon direktörü Alberto Salvador Molina, 2022'de Dünya Kupası hazırlıkları kapsamında sertifika alma kararı aldıklarını belirtiyor. Bu, yeni teknolojilere yatırım yapmayı ve bazı süreçleri değiştirmeyi gerektirdi. Örneğin, BBVA Stadyumu, enerji tüketimini yüzde 30 azaltan LED aydınlatmaya geçti ve atık yönetiminde köklü değişiklikler yaptı. Tedarikçi sözleşmelerine çevresel koşullar eklenerek, tek kullanımlık plastiklerin azaltılması ve kompostlanabilir ürünlerin kullanılması teşvik edildi. Stadyum, maçlar sırasında PET plastik kullanımını yaklaşık yüzde 90 oranında azalttı.

Ancak bu çabaların ötesinde, büyük ölçekli tüketimi merkeze alan bu tesislerin çevresel ayak izini ne kadar azaltabildiği sorusu hala geçerliliğini koruyor. Özellikle doğal çim sahaların sulanması için kullanılan içme suyu miktarı, bazı sürdürülebilirlik hedefleriyle çelişiyor. Bir stadyum çiminin günlük 50.000 litreye kadar içme suyu tüketmesi, bir şehrin su sıkıntısı yaşadığı bir ortamda tartışmalara yol açabilir. Sertifikasyon süreci sadece teknik göstergeleri karşılamakla kalmayıp, aynı zamanda operasyonel alışkanlıkları ve bir kültürü dönüştürme potansiyeli taşıyor. Ancak bu dönüşümün stadyum duvarlarının dışına ne kadar yayıldığı ve yerel topluluklar tarafından nasıl algılandığı, 2026 Dünya Kupası'nın ilk büyük testi olacak.