
Meta, 2 Milyar Dolarlık Manus Anlaşmasından Vazgeçiyor mu?
Meta, Çin hükümetinin ulusal güvenlik endişeleri nedeniyle Manus'u devralma anlaşmasını feshetme sürecine başladı.
14 Haziran 2026 · WBH Editör
Yapay zeka dünyasında büyük bir anlaşmanın, ulusal güvenlik endişeleriyle nasıl çatırdadığını gözlemliyoruz. Meta'nın, Çin kökenli yapay zeka girişimi Manus'u 2 milyar dolara satın alma hamlesi, Pekin'in müdahalesiyle adeta tersine dönüyor. Bu durum, teknoloji ve jeopolitik arasındaki karmaşık dansı bir kez daha gözler önüne seriyor.
Yaklaşık iki ay önce Çin'den gelen bir elden çıkarma emriyle başlayan süreçte, Meta ve Manus arasındaki operasyonel ayrılık tamamlandı, veri paylaşımı durduruldu. Bloomberg'in raporlarına göre, Meta, Manus'u kendi iç sistemlerinden tamamen ayırdı. Bu, sadece bir başlangıç; tam bir ayrılık hedefleniyor. İlginç bir şekilde, Manus'un kurucu ortakları, girişimi Meta'dan geri almak için dış yatırımcılardan yaklaşık 1 milyar dolar toplama konusunda ön görüşmeler yapıyor. Bu hamle, Çin'de bir ortak girişim yapısının önünü açabilir ve hatta Hong Kong'da bir listeleme ile sonuçlanabilir ki bu, bu yıl MiniMax ve Zhipu gibi Çinli yapay zeka şirketlerinin borsaya akın ettiği bir ortamda oldukça mantıklı görünüyor.
Bu olay, Çin'in stratejik öneme sahip teknolojiler üzerindeki kontrolünü ne denli sıkı tuttuğunu gösteriyor. Üstelik, Çinli yetkililer bu olayla da yetinmeyip, özel firmaların araştırmacı ve yöneticilerine yönelik yurt dışı seyahat kısıtlamalarını genişletti. Hatta Moonshot AI, StepFun ve ByteDance gibi önde gelen yapay zeka firmalarının ABD'den yatırım kabul etmeden önce hükümet onayı alması gerektiği belirtiliyor. Yani, Çin yapay zeka sektörünü tam anlamıyla kendi denetimi altına alıyor.
Tüm bu ayrılık sürecine rağmen, Manus cephesinde çalışmalar devam ediyor. Şirket, Similarweb ve Shopify ile entegrasyonlar gibi yeni özellikler sunmaya devam ediyor. Aslında Manus, 2025 ortalarında personelini Singapur'a taşımış ve Meta tarafından 2 milyar dolara satın alındığını duyurmuştu. Ancak Çinli düzenleyiciler, teknoloji ihracat kontrolleri ve yabancı yatırım kurallarının potansiyel ihlallerini gerekçe göstererek işlemi incelemeye almıştı. Bu durum, küresel teknoloji anlaşmalarının, sadece pazar dinamikleriyle değil, aynı zamanda ulusal güvenlik ve jeopolitik faktörlerle de ne kadar şekillendiğini çarpıcı bir şekilde ortaya koyuyor.
Gelecekte, bu tür sınır ötesi teknoloji anlaşmalarının daha sıkı bir denetimle karşılaşması muhtemel. Özellikle yapay zeka gibi stratejik alanlarda, ülkelerin kendi çıkarlarını koruma refleksi, global işbirliklerini zorlayıcı bir hale getirecek gibi görünüyor. Yatırımcılar ve girişimciler için, bu yeni düzenlemeler, stratejilerini belirlerken sadece pazar potansiyelini değil, aynı zamanda jeopolitik riskleri de daha fazla göz önünde bulundurmaları gerektiği anlamına geliyor.



